Tarife şokunun ardından Fed yetkililerinden faiz mesajı
Investing.com – Küresel para politikalarının seyri açısından kritik mesajların verildiği bir haftada, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri faiz indirimi konusunda temkinli bir duruş sergileyerek, belirsizliklerin etkilerini izlemek için zamana ihtiyaç duyduklarını vurguladı. Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson ve Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un açıklamaları, mevcut faiz seviyesinin korunacağına işaret ederken; Japon finans kurumu Nomura, Aralık ayında sınırlı bir faiz indirimi öngörüsünde bulundu. Aynı zamanda Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirimi sürecine daha erken başlayabileceği yönündeki güncellemeler, piyasaların yönü açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Jefferson: “Politika faizinde değişikliğe gitmek için acele etmeyeceğiz”
Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson, mevcut belirsizlik ortamında Fed’in politika faizini mevcut seviyelerde tutma eğiliminde olduğunu belirtti. Jefferson’a göre ticaret politikalarında yaşanan hızlı gelişmeler ve gümrük tarifelerinin özellikle mal fiyatları üzerinde baskı oluşturması, FED’in temkinli kalmasını gerektiriyor. Jefferson, mevcut faiz seviyesinin “mütevazı şekilde kısıtlayıcı” olduğunu ve ikili hedef olan fiyat istikrarı ile maksimum istihdam arasında dengeli bir politika duruşu sunduğunu ifade etti.
Jefferson, Trump yönetimi tarafından hayata geçirilen ve artmaya devam eden tarifeler ile diğer politika değişimlerinin iç ve dış ekonomi üzerindeki etkilerinin henüz netleşmediğini belirtti. Bu noktada, sadece ticaret politikalarının değil; maliye, göç ve regülasyon alanındaki diğer yeni yaklaşımların da değerlendirildiğini vurgulayan Jefferson, “politikalar geliştikçe zaman alarak düşünmek ve aşırı tepki vermemek önemli.” vurgusu yaptı.
Cook: “Sabırlı ve dikkatli bir duruş gerekiyor”
Fed Yönetim Kurulu üyelerinden Lisa Cook da Jefferson ile benzer bir çizgide açıklamalarda bulundu. Cook, yüksek belirsizlik ve çıkabilecek gelişmelerin etkileri göz önünde bulundurularak, Fed’in faizleri mevcut seviyede tutmasının uygun olacağını ifade etti. Cook, belirsizlik ortamında politika adımlarının sonuçlarını ölçmek için verilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini, bu nedenle “sabırlı ama dikkatli” bir yaklaşımı tercih ettiklerini söyledi.
Cook, mevcut makroekonomik veriler netleşmeden faiz indirimi veya artırımı gibi politikalarda değişikliğe gitmenin uygun olmayacağını düşündüklerini ifade etti. Ayrıca, geniş çaplı politika revizyonları yapılmadan önce, ekonomideki gelişmelerin genel seyriyle birlikte ikili hedef olan fiyat istikrarı ve maksimum istihdamın etkilerinin aynı anda göz önüne alınması gerektiğini belirtti.
Nomura: “Fed yıl sonunda faiz indirebilir”
Japon finans kuruluşu Nomura, Fed’e ilişkin beklentilerini güncelledi. Kurum, önceki öngörülerine göre daha önce 2025 yılı boyunca faiz indirimi beklemezken, şimdi ise 2025 yılı Aralık ayında tek bir faiz indiriminin gerçekleşmesini bekliyor. Bu yeni tahmin, Fed’in mevcut politikadaki dikkatli yaklaşımının yıl sonuna dek sürmesinden sonra, sınırlı da olsa bir gevşemenin gündeme gelebileceğine işaret ediyor.
Nomura’nın değerlendirmesinde, enflasyonun hedefe yakın seyrettiği ve büyümedeki yavaşlamanın kontrollü gerçekleştiği bir ortamda, Aralık ayında 25 baz puanlık kademeli bir indirimin ihtimal dahilinde olduğu ifade ediliyor. Bu bağlamda, mevcut faiz düzeyinin ekonomik faaliyet üzerinde baskı yaratmaya devam edeceği ancak yıl sonu itibarıyla bir rahatlamaya gidilebileceği değerlendiriliyor.
ECB’de indirim daha erken gelebilir
Nomura, Avrupa Merkez Bankası (ECB) politikalarına dair tahminlerini de güncelledi. Kurum, daha önce Haziran ayında beklediği faiz indiriminin Nisan ayında gerçekleşebileceğini belirtirken, ECB’nin bu ay ve Haziran’da olmak üzere iki ayrı faiz indirimi yapmasını bekliyor. Beklentilere göre ECB, toplamda 50 baz puanlık faiz indirimini Temmuz ayına kadar tamamlayabilir.
Piyasa fiyatlamalarına bakıldığında ise Nisan ayında faiz indirimi olasılığı %73 seviyelerinde fiyatlanıyor. Bu oran, ECB’nin sıkı para politikasında daha erken bir gevşemeye gideceği beklentisini güçlendiriyor. Küresel ölçekte merkez bankalarının politika adımları, ticaret savaşı endişeleri ve enflasyon dinamiklerinin yakından takip edildiği bir dönemde şekillenirken, Fed ve ECB’nin zamana yayılmış denge arayışları öne çıkıyor.







